aaa bak şimdi bunu yazmayı unuttum, biz by atlasın yazısında yazdığı gibi torpillerle de oynardık. beni o yaşımda çok etkileyen bir olay bile geçti başımdan.
orta bire gidiyorum bayram tatiliyiz çillop gibi giyinmişiz nedemekse, büyüklerin elleri öpülmüş, harçlıklar alınmış doğru bizim meşur emre kırtasiyemize, çocuk gelişiminde zararlı ne varsa satılırdı bu kırtasiyede, oradan en ucuzundan çatapat alırdık, bide satışı yasak diye gizli gizli konuşurduk, sanki uyuşturucu alıyomuş gibi. neyse sadete geleyim...
sadet: bizim orada yaşlı bir kadın vardı o sıralar yoktu çünkü ölmüştü "allah rahmet eylesin" de diyelim, devam edelim. bu kadının camlarını kırmışız daha önceden, tabi bu önceden lafı öldükten sonraya denk geliyo. neyse bu evi bombaliyoduk bizde o çatapatlar ve torpillerle. içeridede bir yatak vardı tüyleri müyleri çıkmış, ben "içerde köpek var bum" dedim ve kibrit kutusu kenarına sürterek yaktığım çatapatımı salladım içeri. içersi bi aydınlandı görseniz, bende tabi rol gereği kulakları tıkayıp eğildim, bi süre sonra bi baktım ses yok ama ışık var, ulen dedim bi ne ayak, bi baktım hiii oda ne o yatak dediğim zımbırtı alev almış yanıyo. ben bi panik bi panik sora kendime geldim ( aslında panik yapmıyan biriyimdirde o olay benle alakalı olduğundan heral ) içeri nasıl girdim o ateşi nasıl söndürdüm bir ben bilirim birde o günkü silah arkadaşım memet. o günden sonra epey bi zaman torpil morpil almamıştım... hep arkadaşlarınkini yakar atardım çünkü param yoktu. çocuk bu akıllanırmı hiç...
bu torpil hikayesinden bide arkadaşta var o benden daha salak, bu silah arkadaşım dediğim memet elini yaktı bu torpille. salak yakmış elinde tutuyo neymiş kızın yanına gidip orada bırakıcakmış tabi bırakamadı fitili kısaydı gümmm. eli resmen iki el gibi olmuştu.
işte benim oyunlarım büle ve daha hareketlidi benim bide hayal dünyam vardı orada ne oyunlar ne oyunlar.... neyse şimdilik bukadar...